PARTİLER Haber Girişi : 12 Mayıs 2022 00:47

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında Suriyeli sığınmacı konusuna geniş yer verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Her birimizin düşünceleri, endişeleri var. Endişelerimiz yok etmek zorundayız. Ülkemize barışı, huzuru getirmek zorundayız. İçinde bulunduğumuz karamsar atmosferden ülkemizi çıkarmak zorundayız. Biz neyi, nasıl yapacağımızı, devleti nasıl yöneteceğimizi anlatıyoruz. Devlet kişiye indirgenemez. Her birimize düşen sorumluluklar var" diye başladı.

 

"Devlet yönetimi şahsileştirilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "İki alanın şahsileştirildiğini görüyoruz. Ekonomi ve dış politika. Ekonomide bir kişi ben ne dersem odur dedi, dolar, enflasyon aldı başını gidiyor. Her açıklanan program daha kötüye götürüyor. Devlet yönetiminde şahsileştirme olmaz. Gelişmenin 21'inci yüzyıldaki tanımı, küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir. Her alanın uzmanı var. Dış politika şahsileştirildi. Bir tehlike daha var, egemen güçlerin talebiyle yapmaya kalktığınızda çok daha derin sorunlar yaratıyorsunuz" diye konuştu.

CHP'NİN SURİYE POLİTİKASI

Suriye konusuna değinen CHP lideri, "Bu konuda, iddialıyım. En ciddi çalışan, en tutarlı söylemde bulunan, 2011'den bu yana en tutarlı söylemleri dillendiren tek partinin adı CHP'dir. Biz, komşumuzda olan bir savaşın bize yansımalarını her ortamda dile getirdik. Bizi suçladılar. Egemen güçlerin talebi üzerine bizi suçladılar. Tarih diyor ki CHP doğruları söyledi. Sokaktaki vatandaş da vicdanının sesini dinlediğinde görüyor" dedi.

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye yönetimiyle Eylül 2011'de temasa geçtik, 'yanlış yapıyorsunuz' dedik. Aralık 2012'de muhalefetle temasa geçtik 'barışın, uzlaşın' dedik. Nisan 2012'de TBMM'ye bir genel görüşme önergesi verdik. Suriye'de savaş var, 'TBMM'nin dış politikayı milli bir eksene oturtması gerek' dedik. Bunların tamamını reddettiler. Eylül 2011'den Mayıs 2022'ye kadar 91 araştırma önergesi verdi CHP grubu. 6 genel görüşme, 336 soru önergesi verildi. 432 soru önergesine cevap verilmedi. Böyle bir devlet yönetimi hiç olmadı.

Nisan 2012'de Arap Baharı konferansı düzenledik İstanbul'da. İktidarın yapamadığını yaptık. Arap dünyasından aktörleri davet ettik. 24 Ağustos 2012'de olaylar büyüdü, Türkiye çözüm üretemiyor. Erdoğan'a bir mektup yazdım. Mektupta 'Sayın Başbakan, ülkemizin başta güvenliği olmak üzere huzuru, taşımacılığı ve turizminde artan olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Uluslararası Suriye konferansı toplayın' diyorum. Olmadı. 5 Eylül 2012'de Erdoğan, 'Emevi Camisi'nde namaz kılacağız' dedi. Devlet yönetimindeki şahsileşmeyi görüyor musunuz? Bu anlayış Türkiye'yi bu hale getirdi. Beyefendi namaz kılacaktı, 3,6 milyon Suriyeli Türkiye'de. Aklı başında bir insan bugünkü tablo karşısında milletin huzuruna çıkamaz. 2013'te 'Kabahat Suriyelide değil, sınırı kontrol edemeyende' dedim.

Şubat 2013'te Sosyalist Enternasyol'de Suriye çalışma grubu oluşturduk. Biz ülkemizi de komşularımızı da seviyoruz. Kimsenin burnu kanamasın istiyoruz. Mart 2013'te BM Genel Sekreteri'ne mektup gönderdim. Türkiye'deki olaylara dikkat çektim, Suriye'deki olayların bitmesi gerektiğini söyledim, BM'nin ağırlığını koymasını gerektiğini söyledim.

"GERİ KABUL ANLAŞMASINI YAPMAYIN' DEDİK"

Eylül 2013'te 'Bir devletin sınırları o devletin namusudur. Suriye'de sınır var mı? 900 km'lik sınırdan kimin girip kimin çıktığı belli değil' diyorum. İnsanlar geliyor silahlarla. Terör estiriyor Türkiye'de. Göç dalgası geldi, önce yüzbinler, milyonlar, milyonlar 3,6 milyon oldu. Gelen sığınmacılar Türkiye'de kalmak istemiyor, gelişmiş ülkelere gitmek istiyor. Her birisi Akdeniz'den botlarla Batı'ya gitmeye çalışıyor. Akdeniz sığınmacı mezarlığına döndü. AB 'Bize göndermeyin, önlem alın' diye baskı kurdu. '3 milyar Euro vereceğiz' diyorlar. Ben ne demişim 2016'da; 'Biz de diyoruz ki gerekirse 6 milyar Euro'yu biz size ödeyelim sığınmacıları siz tutun orada.' Rest mi rest. Resti çekmesi gereken kişi kim ülkeyi yöneten. Geri kabul anlaşmasını yapmayın dedik.

Biz 2016 Haziran'da komisyon kurduk, raporu kamuoyuyla paylaştık. Bir süre sonra ABD, desteğini çekti. Tercihini başka yerden yana koydu. 5 Aralık 2017, Erdoğan konuşuyor, 'Ya biz Özgür Suriye Ordusu'nu ey ABD seninle kurduk ya. Senden önceki Obama yönetimiyle kurduk' diyor. Emparyal güçler maşa kullanır. Emperyal güçlerin maşası Recep Tayyip Erdoğan'dır. Türkiye'yi göçmen hapishanesi yaptılar, terör bize kaldı, vatandaşlar perişan oldu. Erdoğan bunu AK Parti grubunda itiraf etti.

"UYARIYORUZ İKTİDARI! OTURUN KONUŞUN DİYORUZ"

11 Mayıs 2013, Reyhanlı'da patlama oldu. 53 vatandaşımız şehit oldu. Sorumlusu kim? Günahı kimin boynuna? Suriye'yi bu hale getirenler kim? Şimdi anne ve babalara 270 lira ödeniyor. Diyor ya 'Dünya lideriyim' diye en son sırada olursun. Rüzgargülünden lider olmaz. Gencecik fidan gibi Suriyeliler geziyor, Nisan 2017'de diyorum; 'Fidan gibi gençleri El-Bab'a göndereceğiz Suriyeliler gezecek.' Kendi evlatlarımız şehit ediliyor, bu ülkeyi yöneten kişi şehitlerin hesabını soracağına Putin'in kapısında dakikalarca bekliyor.

Biz bölge sorununun çözülmesini istiyoruz, Ortadoğu'ya barışın gelmesini istiyoruz. Onun içinde proje ürettik. Mayıs 2018'de seçim bildirgemizde Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağımızı işgal ettik. Ortadoğu'da barışı sağlamak zorundayız. Tarihin bize yüklediği sorumluluk Ortadoğu politikasında geleceği inşa eden tek partiyiz. 28 Eylül 2018'de Uluslararası Suriye Konferansı'nı CHP düzenledi. Bütün ilgili ülkelerde yetkililer, akademisyenler, Suriye'den iki taraf geldi.

Suriyeliler bugün emeği sömürülen bir halk olarak aramızda bulunuyor. Bunu da itiraf ediyorlar. İçişleri Bakanı, 'Bizim işverenlere kızıyor. Suriyeli çalıştır, sömür, sigortasını yaptırma. Ne olacak bu Suriyeliler diyeceksin.' Senin tanıdığın iş sahibi bu değil. Vicdanı olan sigortalı, izinli çalıştırır. Böyle bir tabloyla ilk kez karşılaşıyoruz. İktidar 'kaçak çalışıyorlar, sigortasız çalışıyor' diyor. Kendilerini dünyaya ihbar ediyorlar. 16 Eylül 2021'de bir rapor daha hazırladık.

8 Ekim 2021'de İstanbul'da toplantı yaptık. Hangi önlemleri alacağımızı, Suriye ile ilişkilerimizi düzelteceğimizi, can-mal güvenliğini sağlayacağımızı, yollarını-kreşlerini-okullarını yapacağımızı anlattık. Uyarıyoruz iktidarı, oturun konuşun diyoruz.

SINIR GÜVENLİĞİ

Hala uslanmış değiller. 'İstanbul'a sığınmacı almıyoruz' diye açıklama yapıyorlar. 1-6 Mayıs tarihinde kaçak göçmen yakalandığını açıklıyorlar. 'Sınırlarımız Cumhuriyet tarihinin en kontrollü dönemini yaşıyor' diyor. Gazetelerden haberler, 7 Haziran 2020 'Van Gölü'nde 61 göçmen boğularak öldü'. 4 Ağustos 2021, 'Van'da TIR dorsesinde 300 göçmen yakalandı.' Hani güvenliydi?"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Temel sorun ne? Devleti şahsileştirmek ne demektir, Dışişleri Bakanlığı'nı devre dışı bırakmaktır. Sarayda bir avuç kişiyle dış politikayı oluşturursanız ülke bu hale gelir. Ülkeyi bu durumdan kurtaracak partinin adı CHP'dir" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE DERİN BİR KRİZİN İÇİNE GİDİYOR"

"Sığınmacılar konusunda hiçbir politika yok" diyen Kılıçdaroğlu, "Denetimsizlik var mı, var. 100 bin kırmızı çizgiydi milyonlar oldu. Başıbozukluk var mı, var. Kimsenin yetkisi yok. Öngörü yok. Plansızlık, plan yok. Sığınmacılar konusunda politikasızlık ve ekonomide yaşanan buhran yan yana geldiğinde Türkiye derin bir krizin içine adım adım gidiyor. Sığınmacılar, göçmenler konusunda toplumsal tepki oluşmuşsa bu çok tehlikeli. Bu tepkiyi sonlandırmak lazım. Memleket bu halde olduğu için Erdoğan saat başı görüş değiştiriyor" diye konuştu.

AFGAN GÖÇMENLERİN ROTASI

Afgan sığınmacıların göç rotasını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Afgan göçmenler konusunda bilgi vereyim. İran'a geliyorlar. Tahran'da Azadi Parkı'nda buluşuyorlar. Buradan üç merkeze yönlendiriliyor. Burada misafir ediliyorlar. 30-40 kişilik gruplarla Türkiye'ye gönderiliyor. Bu ne peki? 3 büyük şebeke bu organizasyonu yapıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı da yapıyor. Van'da İran sınır kapısına gittim, yetkililerle görüştüm. 4 soru sormuştum. Cevap yok" ifadelerini kullandı.

"GETTOLAR OLUŞTU"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Bir kaçak istilası altında ülkemiz. İnsanlarımızın mahalleleri gitti, gerginlik artıyor. Gettolar oluşmaya başladı. Buralar bomba gibi her an ne olacağı belli değil. Bunu sağduyu ve akılcı politikalarla çözmek zorundayız. Gerginliğin artırılmasının hiçbir faydası yok. '2 yılda göndereceğim vaadim' bulunuyor kimsenin şüphesi olmasın" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Milletimizin alnına ırkçılık lekesi sürdürmeyeceğiz. Bu nedenle kayıkçı kavgalarına dahil olmayacağız. İki suçlu var birisi Recep Tayyip Erdoğan'dır. Euro'lar yüzünden memleketin mahallerini sattı. Türkiye sömürge mi? Bahçeli ne diyorsun sen buna? Erdoğan, bu milletin huzurunu parayla satan kişidir. Tahsildardır. Bu memleketin mahallerini kaça sattın, hesap ver. Avrupalılar rahat etsin diye terörü getirdin. Gettolar oluşturdun. Bu ülkenin dokularıyla oynadın. Çık bunun hesabını ver. Sen ülkeni seviyorsan önce bunun hesabını ver. Bu bir kişinin parayla satın alınması demektir. İkinci suçlu Avrupa Birliği. Suriye'de kan gövdeyi götürüyor, milyonlar ülkesini terk etmiş beylerin kılı bile kıpırdamıyor. Sen demokrasi, insan hakları diyordun neden kabul etmiyorsun? Sen neden Suriye'de savaş bitsin diye mücadele etmedin?" ifadelerini kullandı.

CHP lideri, "Yeni iktidar döneminde bu ülkenin tahsildarı değil, bu ülke için canını vermekten vazgeçmeyecek kişi olacak. İran'dan gelenleri İran'a göndereceğiz. Suriyeli sığınmacıları kendi bölgelerine göndereceğiz" diye konuştu.

EVİNİN ELEKTRİĞİNİN KESİLMESİ

Evinin elektriği kesilen Kılıçdaroğlu, "4 milyon abonenin elektriği kesilmişti. Biz de paramızı ödemedik, elektriğimiz kesildi. Bir hafta karanlıkta oturduk. Elektriği kesilen insanların dramını duyurmuş olduk. Bu bireysel bir direnişti, amacına ulaştı" dedi. CHP lideri, "İktidarımızda hiçbir yoksul ailenin elektriği, doğalgazı kesilmeyecek" diye konuştu.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.