PARTİLER Haber Girişi : 21 Ağustos 2022 22:02

Buğra Kavuncu, İstanbul'da 85 bin kişiyle yaptıkları araştırmanın sonuçlarını anlattı.

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu Habertürk TV'de Serap Belet, Kürşad Oğuz ve Deniz Zeyrek'in sorularını yanıtladı.

İstanbul'la ilgili yaptırdıkları araştırmayla ilgili olarak konuşan Kavuncu, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yapmış olduğu çalışmaları takip ediyoruz. Genelde sahadayız. Vatandaşı dinliyoruz. 85 bine yakın vatandaştan veri almışız. Vatandaşın bize söylediği genel politikayla alakalı. İBB ile ilgili elbette birtakım talepler oluyor. Yüzde 60 ekonomi, yüzde 8-10 sığınmacı konusu var. İstanbul'daki vatandaşlarımızın gündeme getirdiği konular İBB ile ilgili çok öne çıkan, ağırlık oluşturan konuyla karşılaşmadık. Belediyelerle ilgilir bunların içinde çok ufak, çok minör konular" ifadelerini kullandı.

Koyuncu'nun diğer konularla ilgili olarak yaptığı değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle:


"BUNUN İLK SORUMLUSU 20 YILDIR YÖNETEN HÜKÜMET"

Tevfik Bey'le grup başkan vekillerin tüm konularını oturup konuşması gerekir. Onun muhatabı grup başkanvekilleridir, belediye başkanı değil. 1999 yılında olmuş büyük depremden sonra biz halen 250 bine yakın konutun herhangi depremde ağır hasar göreceğini konuşuyorsak bunun ilk sorumlusu 20 yıl burayı yöneten hükümettir. Bu siyaset üstü mesele. 50 binin konutun tamamen yıkılacağı söyleniyor. Yüzbinlerce insandan bahsediyoruz. Siyasete malzeme etmemek lazım. Çevre Bakanlığı, İBB, ilçe belediyeleri bunu oturup konuşabilmesi lazım.

"KENTSEL DÖNÜŞÜM DEPREM GERÇEĞİ ÜZERİNDEN ÇIKTI"

Daha iyi ne yapılabilir? Parti olarak çok ciddi çalışma yaptık. Artık siyasetin yapılış şekli değişiyor. Kapı siyaseti yerine dijitalleşme yapılıyor. Esnaf ve sokakta, kahve, cemevleri, cami, derneklere giderek yaptığımız görüşmeler var. Kapı siyasetini kadın kollarımız yapıyor. Depremde yapılacakları anlattığımızda hiçbir kapı bize kapanmadı. Bizim önerimiz şu; kentsel dönüşüm deprem gerçeği üzerinden çıkmış bir konu. Bir mahalleye gittik. Güngören'de bir mahalle. Herhangi deprem anında bizim mahallemizdeki binaların yüzde 40-50'si yıkılma riskiyle karşı karşıya dedi muhtar. Daire sakinleri rapor almak istemiyorlar, alırlarsa daireleri boşaltmak zorundalar diye konuştu.
Vatandaşa evin riskli ise ispat et, git müteahhitle anlaş demenin artık anlamı yitirilmiş.

"TAKAS FONU ÜZERİNDE ÇALIŞTIĞIMIZ BİR KONU"

Finansmanla ilgili bir sıkıntı var. Kentsel dönüşüm kapsamına girmeme gibi bir çaba görüyorsunuz. Ölümü göze alıyor, elindeki imkanlarını kaybedeceğini düşünüyor. Burayı fonlayacak sistemler yaratılmış dünyada. Mesela İngiltere'de takas fonu var. Devlet 'getirin teslim edin, benim size vereceğim geçici hesapta paranız dursun, ben de size karşı şu hizmeti vereyim' diyor.
Milyarlarca sterlin birikiyor. Devlet bunu o ülkenin imarı için kullanabiliyor. Bu üzerinde çalıştığımız, gündeme getireceğimiz konulardan bir tanesi.

"GERİ GÖNDERİLMELERİNİ DOĞRU BULUYORUZ"

85 bin kişiden veri aldığımız çalışmaya Şubat 2022'de başladık. Bir kısmı intibakla alakalı rahatsız. Bakırköy, Kadıköy sahili görüntülerinden rahatsız olanlar var. Okuyan araştıran kesim bunun ileride çok daha büyük probleme yol açacağını kavramış durumda. 2019 yılında en kapsamlı araştırmayı yapan ilk siyasi partiyiz. 3 yıl geçti. Bunu güncelledik, yeniliyoruz. Bunun bir milli güvenlik problemi, beka problemi olduğunu biliyoruz. Geri gönderilmelerin doğru yol olduğunu düşünüyoruz. 2.7 milyon geçici koruma kapsamında Suriyeli, onun haricinde kaçak gelenler var. Bunların insan olduğunu, çocukları, aileleri, dostları, sevgilileri olduğunu biliyoruz. İnsandan bahsediyoruz.

"İSTANBUL'DA 1 MİLYONUN ÜZERİNDE OLDUĞUNU HİSSEDİYORUZ"

'Bindirip göndereceğiz' şeklinde gerçekçi olmayan çözüm önerileriyle düzeltilecek mesele yok. Sanki bu problem kendi kendine varolmuş gibi bir mecrada tartışılıyor. Bu hale gelmesinin ana sebebi bugünkü AK Parti ve Cumhurbaşkanı'dır. 2023 yılında bu işe çözme iradesi koyabilecek iktidarın seçilmesidir. İBB Başkanı 1 milyona yakın rakamdan bahsediyor. Resmi rakamlar 3.750 bin geçici koruma kapsamında Suriyeli'nin olduğunu söylüyor. İstanbul'da 1 milyonun üzerinde olduğunu hissediyoruz.

"İKTİDARA KIZGINLIK GÖÇMEN NEFRETİNE DÖNÜŞMEMELİ"

Bunun problem olduğunu söylüyoruz. Tartılmadan, planlanmadan, hesaplanmadan, devlet aklıyla hareket edilmeden yapılmış bir iş. Daha 10 yıl önceden yapılması gereken adımlar bugün atılıyor. Gettolaşmayı önlemek için kurallar konuyor. Altındağ'daki hadisede suçsuz insanlar hırpalandı. Ertesi gün bütün ilçe başkanları topladık. Göçün, sığınmacıların, plansız şekilde ülkemize gelmiş olmasından dolayı hükümete kızgınlığımız ayrı konudur, fakat bu kızgınlığı sığınmacılara aksettirmek kabul edilemez dedik. Basın toplantısıyla teşkilatlarımıza sağduyu ile hareket etmeleri gerektiğini söyledik. Evet biz geri dönmeleri gerektiğini düşünüyoruz, ama bu iktidara olan kızgınlığımızı o insanlara karşı nefrete dönüşmemesi gerektiğini söyletik. Biz Eylül'de geri gönderilmenin nasıl olacağını etap etap paylaşacağız. Türkiye milli devlet hassasiyetlerini kaybetmemek üzere kurguladık. Uluslararası hukuk boyutunu da gözönüne alarak hareket ediyoruz. Çok detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaşılacak. İşin insani ve uluslararası hukuk boyutunu gözönünde bulundurarak. Her partinin farklı yaklaşımları var. Biz metod olarak buradaki hassasiyetlerimizi söylüyoruz.

"HAFTADA İKİ GÜN GENİŞ KİTLELERLE BULUŞUYORUZ"

Biz o an çözülecek problemlerle adım atıyoruz. Mesela okul problemi var. Vatandaşla ilçe eğitim müdürlüğüne gidiyoruz. Topladığımız verilerle geri dönüşüm yapılabilecek platform oluşturduk. Bir eylem planı açıkladık. Bütün bunları İstanbul'da ayda iki gün geniş halk kitleleriyle bir araya gelecek şekilde çözüm önerileri üretiyoruz. O kadar net, duru ve direk probleme yönelik çalışma bu. Kısa ve orta vadede yapılacak şekilde sınıflandırdık. Para politikası, finan, kamu yönetimi, vergi, sanayi, istihdam, dış ticaret. Ne yapılmaması lazım, ne yapılması gerekiyor diye çok net bir şekilde izah edilen bir rapor bu.

"PİYASAYA GÜVEN VERMEZSENİZ EKONOMİ TOPARLANMAZ"

Biz enflasyonla şu program ve plan dahilinde mücadele edeceğiz diye paylaşacağız. Politika faizi de bununla paralel yürümeli. Bağımsız Merkez Bankası ve bunun da anayasal güvence altına alınacağı taahhüdü. Para Piyasası Kurulu'nun notlarını şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması. Piyasaya güven vermezseniz ekonomiyi toparlamanız mümkün değil. Para Piyasası Kurulu liyakatlı kişilerden oluşacak. Uluslararası kriterlere göre belirlenecek. Merkez Bankası Başkanı'nın hangi kriterlere göre atandığını bilmiyoruz.

"BU MİLLETİN PARASI NAMUSUMUZ, BÜTÇE ŞEREFİMİZ"

Bütçe ödeneklerinin aşılması halinde Meclis'ten onay alınsın deniyor. 6'lı masada denildi ki, yapılacak olan bütçenin kontrolünü yapacak komisyonun başkanı muhalefetten olsun diye öneriyoruz. Bunu şu özgüvenle söylüyoruz; bu milletin parası bizim namusumuz, bütçe bizim şerefimiz. Kamu İhale Kanunu uluslararası standartlara taşınacak. Vergiyle ilgili OECD'ye göre yüksek vergi oranlarına sahibiz ama en az vergi toplayan ülkeyiz. Vergi aflarına son verilmesi. Vergi dağıtımında adalet.

"İLK VE ORTA OKUL ÖĞRENCİSİNE BEDAVA YEMEK"

Serbest piyasa ekonomisi bugünkü dünyada, Türkiye'nin tarihi sürecinde vazgeçilmez bir durum. Özel sektör Türkiye'nin gururu, yüzakı. Gurur duyulacak markalarımız var. Serbest piyasa ekonomisini sağlıklı bir şekilde muhafaza etmek zorundayız; ama sosyal devlet anlayışından ödün vermeden. Mesela ilk ve ortaokul öğrencilerine bedava yemek. Protein ağırlıklı sabah ve öğle yemeği. Sağlıklı büyüyen çocuklardan elde ettiğimiz bir tasarruf olacak bu. Bunu yerel üreticiden alıyoruz. Dolaylı getirisi o kadar yüksek ki.

"PROJELERE DEĞİL YAPILIŞ ŞEKLİNE KARŞIYIZ"

Türkiye'deki farklı siyasi partilerin ekonomi konusunda 'ben daha yönetirim' iddiası Türkiye için çok kıymetlidir. Bunu bir kavga, tutarsızlık, anlaşmazlık olarak görmemek lazım. DEVA Partisi, İYİ Parti, CHP ayrı partidir. Bilge Yılmaz dünyaca kabul görmüş bir finansçıdır. Çocukların protein yetersizliğinin, bodurluğun başlamış olması bu ülkenin ayıbıdır. Avrasya Tüneli, yapılan köprülere, projelere karşı değiliz. Yapanlardan Allah razı olsun. Biz projelerin yapılış şekliyle alakalı bizim sıkıntımız var. Şeffaf olmayan ihalelerle yapıldığı zaman o maliyetlere itirazımız sözkonusu.

"NEDEN TÜRKİYE DEĞİL DE POLONYA, ROMANYA?"

Ben yöneticiliğini yapmış olduğum şirketin Türkiye gibi büyük ülkeden nasıl gözüme baka baka başka ülkelere götürdüğüne şahit oldum. İstikrarsızlık, yaşanılan hadiseler ve planlama olmayışı. Yapılan yatırımlar 20, 30, 40 yıllık yatırımlar. Niye Türkiye değil de Polonya, Romanya, Suudi Arabistan tercih ediliyor. Beyin göçü oluyor. Kalkınma hamlesini yapacak insanlara ihtiyacınız var. Bugün Sarıyer'de genel başkanımızla Sarıyer'deydik. 3 tane aslan gibi çocuk. Biri Portekiz'e gidecekmiş, diğeri sonuca göre karar verecek.

"EN SON ANKETTE İSTANBUL'DA YÜZDE 17 ÇIKTIK"

Genel Merkezimizin yaptırdığı anket var. 6-7 tane havuza atılan, her aboneye verilen anketler var. Bunların ortalamasını alıyoruz. Ben oy oranımızı iki şekilde değerlendiriyorum. Biri anketler diğeri yaptığımız üye çalışmaları. Ben il başkanı olduğumda üye sayımız 17 bindi, bugün 103 bin. Her gün meydanlardaki arkadaşlarımızın hırpalandığı, darp edildiği karavanlara binlerce üye geliyor. Bu anket sonuçlarına da yansıyor. Yükselme trendi ile sahada, il başkanlığında görüyoruz bunu. En son Mart-Nisan ayında Bekir Ağırdır'dan anket yapmasını rica ettik. Sadece İstanbul'du. Yüzde 17 çıktı. Son seçimlerde yüzde 8'di. Anketlerde AK Parti ve Cumhur İttifakı'nda ciddi düşüş var.

"ADAY ÇIKARACAKMIŞ GİBİ ÇALIŞMALARIMIZI YAPACAĞIZ"


Siyasi parti kurmak, siyaset yapmak bir iddia işidir. Biz siyasi parti olarak İstanbul'un 39 ilçesine ve büyükşehire bir aday çıkaracakmış gibi çalışmalarımızı yapacağız. Otopark, deprem, kentsel dönüşüm, takas fonuyla ilgili yaptığımız projeler var. Bunların hepsi yeşeriyor.

"KİRACILARLA EV SAHİPLERİ BİRBİRİNE GİRMİŞ DURUMDA"

Rozet takarken esprili takıyorum. MHP'den gelenlere 2, AK Parti'den gelenlere 4 rozet takıyorum. 4 rozet taktığmız üye sayımız artıyor. 1 yıl önce dükkanından bizi geri çevirenler bu kez neden bizim dükkanımıza girmiyorsunuz diyor. En büyük sıkıntı ekonomi ve işsizlik. Kiracılarla ev sahipleri birbirine girmiş durumda. Öğrenciler İstanbul'a gelmiş, kalacak yer bulamıyor. Bugün Kağıthane'de bir vatandaş 'AK Partiliyim, emekli polisim, oğlum makina mühendisi, 3 yıl oldu. Bu nasıl ülke?' dedi.

"EN ÖNEMLİ SIKINTI EKONOMİ"

Temel nokta, ekonomi, işsizlik, yoksulluk. Esnaf fiyatlandırma yapamıyor. Huzursuzluk, dengesizlik, öngörülemezlik var. En büyük sorunlar bunlar. Yapılan anket sonuçlarında yüzde 60'ı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sorunlara çözüm getirmediğini düşünüyor. Sistemle alakalı bir sıkıntı olduğu vatandaşın şuurunda. Ama önemli sıkıntı ekonomi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.