PARTİLER Haber Girişi : 22 Mayıs 2022 10:22

6'lı masayla ilgili değerlendirmelerde bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, ortak aday belirlenmezse kendisinin aday olacağını söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali BabacanHabertürk TV'de Mehmet Akif Ersoy'un moderatörlüğünü yaptığı canlı yayında gazeteciler Nihal Bengisu Karaca, Sevilay Yılman ve Abdurrahman Yıldırım'ın sorularını yanıtladı.

6'lı masayla ilgili değerlendirmelerde bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, ortak aday belirlenmezse kendisinin aday olacağını söyledi. Babacan konuşmasını şöyle sürdürdü: Teoride ortak aday 6 kişiden birisi olabilir. Dışarıdan birisi de olabilir. Öncelikle kucaklayıcı oluşu, kutuplaştırıcı olmaması. 6 genel başkandan birisi olabilir, dediğim gibi dışarıdan da olabilir. 6'lı masada hiçbir zaman bir isim gündeme gelmedi. Bu masada tam tersine isim konuşmayalım, seçim yaklaşınca isimleri değerlendirelim diye öneri vardı. Partimizin içerisinde dahi somut isim bazında bir değerlendirme yapmadık. Bir anlaşma olmazsa partinin genel başkanı tabii ki cumhurbaşanı adayıdır. İkili görüşmelerde bazen isimler gündeme geliyor. Diğer genel başkanların söylediği benim ifade etmem yanlış olur. Ama her gündeme geldiğinde daha çok erken, günü gelince bunları konuşuruz diyorum. Benim zikrettiğim herhangi bir isim yok.

İşte Babacan'ın konuşmalarından öne çıkan ana başlıklar:


"MİLLET BAHÇESİ DEYİP ARKADAN AVM'LER Mİ GELECEK?"

 

Bu hükümetin yerel yönetimler ve şehircilikte sicili hiç iyi değil. İmar rantların şehirleri dikey yapıya çevirdiğini görüyoruz. İmar rantları ölçüsüz ve kayıt dışı paylaşınca şehrimizin görüntülerini bozuyor ve yanlış yoğunlaşmaya sebep oluyor. Millet bahçesi deyip, sonrasında AVM'ler konutlar mı gelecek diye herkes şüpheyle bakıyor. Bugün sayın Erdoğan'ın son açıklamaları biraz ortada açıklamalar. İlgili bakan 'en az bir tanesini tutacağız' dedi. Pandemiyi bahane ederek kuzey güney pistini kırarak, ortasına pandemi hastanesi yapmasıyla şüpheler başladı. Yapacak yer yok da pisti kırarak yapıyorsunuz. Pisti kırmak havaalanına kalıcı zarar vermektir, geri dönülemeyen aşama. Bütün bunlar daha önceki kötü sicilin yansıması olarak görüyorum. Yoksa şehirlerin nefes alması, yeşil alanlar büyük ihtiyaç. Kanal İstanbul gibi projeyle tamamen rant, farklı şehir kurma gibi niyeti, zihniyeti okuyunca ister istemez herkes şüpheyle bakıyor. İşin hukuki boyutu var tabii.

"SİYASETİN FİNANSMANININ BU ALANDAN ARINDIRILMASI GEREK"

Şehirlerimizde yeşil alanların çoğalmasına kesinlikle destek veririz. İnsanların ailesiyle daha rahat vakit geçirebilmesi için bu alanların çoğalmasını destekleriz. Trabzon şehrini gördünüz. Güzelim coğrafya adeta katledilmiş. İmar yasa ve anayasal güvenceye kavuşturulmazsa bu işler olur. İnsafsızca katledilmeye devam eder. Oradan doğan haksız kazancın, siyasetin finansmanı olan bu kazancın sona erdirilmesi gerektiğini çok vurguladık. Fakat o kadar para var ki, bu işte, o herşeyi geçiyor.

"HERŞEYİ YAPABİLİRLER, HİÇBİR ŞEY BENİ ŞAŞIRTMAZ"

Güveni yıkmak kolay, yeniden inşa etmek zor iş. Uzun süre doğruları yapacaksınız ki insanlar niyetlerden şüphe duymasın. Güven o kadar kayboldu ki. Güven ilişkisi tamamen bozulmuş durumda şu anda. Projenin önünü sonunu göremiyoruz. İstanbul'un en kıymetli arazisi. Rant rüzgarı öyle bir eser ki. insanlarda toptan bir 'istemeyiz' isyanı var. O isyanı da haklı görüyorum açıkçası. Şu var ki, hükümetin niyeti çok açık. Kıymetli bir arazi buldukları anda canına okuyorlar. Projenin orada kalacağına dair inancım yok. Çok yoğun şekilde arsa arazi satışı var. Bunu taksitle de satıyorlar. Fiyatlar da hızlı artıyor. Hiçbir şey beni şaşırtmaz. Herşeyi yapabilirler.

"BU KADAR ACELEYE GETİRMEDEN YAPILABİLİRDİ"

O zaman Atatürk Havalimanı'ın sözleşmeleri tamamlanmamıştı. Erkenden kapatılınca devlet Atatürk Havalimanını işletenlere 400 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kalmıştı. Bu kadar aceleye getirmeden yapılabilirdi. 13 yıl bakanlık yaptım. Cumhuriyet tarihinin en uzun süre bakanlık yapan kişisiyim. O dönemde yapılması gereken kısa vadeli çözüm için Dünya Ticaret Merkezi ile alakalı araziyi kullanmaktı. Bunun uzun vadede köklü çözümü daha farklı yerde daha büyük bir havaalanıydı. Hatırladığım kadarıyla kısa vadeli çözüm için burayı rahatlatalım, kapasite sorununu aşalım, İstanbul Havalimanı ekonomik darboğaz oluşturmasın, biraz daha zamana yayalım. Biliyorsunuz proje kaç defa revize edildi. O inşaatta hayatını kaybeden işçilerin sayısı henüz açıklanmadı. Aceleden ve tedbirsizlikten.

"BİZİM ELİMİZDE GAYET GÜZEL ÇÖZÜM VAR"

Ankara'da dinozorların olduğu bir park var. 1 milyar dolara yakın para harcanmış. Atatürk Orman Çiftliği'ydi orası. Öncelikle imar rantıyla ilgili çok ciddi düzenlemeler lazım. İşi sağlama bağlayıp, rantı kontrol altına alıp, şehirlerin daha düzgün gelişmesini sağlamak mümkün. Biz bunu çok çalıştık. Dünya örneklerine baktık. Bizim elimizde gayet güzel bir çözüm var. Ekonomi ve Finans Eylem Planımız bir kısmı Yerel Yönetimler ve Şehircilik ilgili açıkladığımız planda var. Burada 101 eylem var. Bu sorunlar nasıl çözülecek, nasıl bir çıkış sağlayacağız açık açık yazdık. Hepsinin çözümü için hazırız. Ölçüsüz rantın engellenmesi, bu konuda duyarlılığı olan hükümetin iş başında olması bu işin kilidi.

"SEÇİM YAKLAŞTIKÇA PROJE ÜRETME ACELESİ VAR"

Şu andaki hükümet çözüm bulamadığı için büyük projelerle insanların desteğini bulmaya çalışıyor. 'Yoksulluk var, enflasyon var ama Çanakkale Köprüsünü yaptık' diyorlar. Büyük projelerle desteği sürdürmeye çalışıyorlar. Bu projeler yapılınca yeterince yarışma olmuyor, çok pahalıya mal ediyorsunuz, büyük yük. Bu projeleri yapıyosunuz diye insanları işsizliğe, yoksulluğa razı olun diyemezsiniz. Hayat pahalıyla ilgili gereğini yapmanız lazım bu büyük projeleri yaparken. Şu andaki hükümetin en büyük sorunu istişaresizlik. Şu anda taraflı Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en büyük sorunu burada. Biz hiç kimseye sormayız, kimseye hesap vermeyiz diye kafalarının dikine iş yapmaları. Seçim yaklaştıkça proje üretme acelesi var. Makro dengeleri kuramadıkları için.

"ARKADAŞLAIMIZ CANLI AFİŞ GİBİ DOLAŞACAKLAR"

Pandemi şartları ortadan kalkınca ilk mitingimizi düzenlemeye karar verdik. Gaziantep konusunda karar kıldık. İlk talep valilik tarafından uygun karşılandı. Elyazısıyla uygun ifadesi var, paraf var. Daha sonra miting komitesiyle ilgili yazı gönderildi. Yazıda miting yerin Demokrasi Meydanı gösteriliyor. Bayrama 2 gün kala teşkilatımız bunu duyurmaya başlıyor. Duyuru başladıktan 1 saat sonra telefon geliyor, o meydanı size veremiyoruz diye. Tekrar görüntü geliyor 'uygun'un yanına 'değil' ifadesi ekleniyor. Başka bir meydanda değerlendirilmesi öngörülüyor. En son, Gaziantep'te ulaşılması zor Kalealtı denilen mevkinde. Mevcut yasalara göre miting için izin zorluluğu yok. Sadece valiliğe bilgi veriliyor. Biz Cumartesi günü 14 şehit anıtının arkasında, tur otobüsleri park alanında miting yapacağız. Bilboardlara giremedik, raketlere girebildik. Raketler özel sektörlerde. Belediyeye başvurduk. Belediye bizim pankart asmak için başvurduğumuz yere kendi afişlerini asmışlar. Sonuçta tanıtım için pankartları asamadık. Arkadaşlarımız inovatif yöntem geliştirmişler. Biz de tek tek afişleri yelek gibi sırtımıza takar şehirde dolaşırız demişler. Yarından itibaren arkadaşlarımız canlı afiş gibi şehirde dolaşacaklar. 21 Mayıs Cumartesi günü Gaziantep'teki ilk mitingimizi gerçekleştireceğiz.

"METAVERSEDE İLK PARTİ MERKEZİ ALAN PARTİYİZ"

İktidar partisine ya da sosyal medyadaki trollerine bakarsanız biz orada ne yaparsak yapalım eleştirecekler. Biz metaversede dünyadaki ilk siyasi mitingi yaptık. Benzer etkinliklerin sıralamasında dünyada üçüncü sıraya yükselmiş. Gençler arasında ses getirdi. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Sanal alem korkunç bir şey. Biz metaversede ilk parti merkezini alan partiyiz. Gerçeğine paramız yetmiyor, şimdilik devletten para almıyoruz. İlk NFT'yi biz hediye ettik. Miting etkinliğimizle ilgili gerekli harcamaları kripto para cinsinden yaptık. Bir haftada yarı yarıya düşünce mitingin maliyeti bizim için yarıya yarıya düşmüş oldu. Gaziantep olmasının en önemli sebebi, Gaziantep teşkilatımızın arzu ve istekle bu işi yapmak istemesi. Mayıs'ta yapıyoruz bu işi. Mevsim açısından Gaziantep'in iyi mevsimi. Haziran, Temmuz'da yapsaydık zordu. Gaziantep çok ısınırdı. İklim de burada önemli. Şu anda 81 ilde 81 il başkanımız var. Gaziantep teşkilatımız ilk kurulanlardan. Gaziantep bizim ilk kurduğumuz illerimizden bir tanesi.

"MERKEZ BANKASI REZERVLERİNİ EKSİYE DÜŞÜRDÜLER"

2002 krizini çözen ekip olarak hep bugünkü krizle mukayese etmemizi soruyorlar. Eğer bu kriz derinleşmezse, seçimlere kadar ülke daha büyük batağa girmezse, ülkedeki kriz ortamının ortadan kalkması, insanların normal döneme girdik galiba demesi en fazla 6 aydır. Enflasyonun tek haneye inmesi 2 sene sürer. Enflasyonu düşürseniz dahi baz etkisi, rakamlara etkisi hala devam eder. Kriz ortamının kalkması en fazla 6 aydır. 2008-2009'da biz 6 ayda çözmüştük krizi, dünya batmıştı. Ben o zaman Dışişleri Bakanıydım, gel ekonominin başına geç dediler. Ekibimizi kurduk, 6 ayda çözdük. 2001-2002 krizi daha farklıydı, 20 banka batmıştı. IMF'e borçlanmıştı hükümet. Eski angajmanların yeniden müzakeresi, batan bankaların yükünün temizlenmesi aşağı yukarı 2 yıl sürdü. O zaman da enflasyonu tek haneye indirmiştik. Şu andaki krizi bizden başka çözecek yok Türkiye'de. Kriz çözme tecrübesi apayrı bir şeydir. Her krizin niteliği farklı. Krizin en önemli sebebi kötü yönetim. 1 Ocak 2019'da başlayıp Eylül'e kadar Merkez Bankası'nın birikmiş rezervlerini sattılar, mevcudu yediler bitirdiler. Arkasından ülkenin yarınlarını sattılar. Merkez Bankası'nın rezervlerini eksiye düşürdüler.

"ŞU ANDA PARAMIZIN DEĞERİ HIZLA DÜŞÜYOR"

Muhtemelen eksi 63 milyara düşmüş durumda. Kur korumalı mevduat hesabı diye gelecek nesillerin sırtına borç yükleyecek şekilde alan açtılar. Şimdi enflasyona endeksli tahvil çıkarıyorla. Yine gelecek nesillere bu yükümlülüğü veriyorlar. Enflasyonun bir numaralı sebebi döviz kontrolünü artık ellerinden kaçırmaları. 130 milyar doları sattılar. Arka kapıdan satıyorlamış, sonradan ortaya çıktılar. 30 milyarın üzerinde gizli saklı kabaca döviz sattıklarını hesap ediyoruz. Şimdi hesap edemeyelim diye eskiden açıkladıkları bazı verileri açıklamamaya başladılar. Uzman arkadaşlar eğildiği zaman bu hesabı az çok çıkarıyorlar. Kur artışını kontrol edebilece en önemli araçlardan bir tanesi artık yok. Eylül'den bu yana yaptıkları operasyon. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu üyelerinden 3 tanesini aynı gün görevden aldılar. Kendi dediklerini yapacak 3 kişiyi görevlendirdiler. Hazine'nin borçlanma faizi yüzde 28-29'la borçlanıyor. İkinci yıkım operasyonu da Merkez Bankası'nın para politikasının gerçeklerden kopuk bir şekilde gevşetilmesi. Şu anda Merkez Bankası'nın bilançosu büyüyor, paramızın değeri sürekli düşüyor. ABD'de yüzde 7, bizde 69,97 olmuş. Son 40 yılın en yüksek enflasyonu ama kaç? Japonya'da yüzde 2. Onlara göre büyük enflasyon. Bizde ise.

"AKARYAKITTAKİ ZAM KUR FARKINDAN DOĞUYOR"

Merkez Bankası'nın faizini düşürmek demek aslında Merkez Bankası'ndan bankalara verdiğiniz paranın faizini düşürmek demek. Onun için bankalar ilk üç ay kâr rekoru kırdı. İlk 13 yılda biz vardık. Ehil ve dürüst kadrolar. Bu kadroların çoğu tasfiye edilmiş durumda. İstişare bitmiş durumda. Enflasyon sebebi döviz kuru. Döviz kuru artınca herşey artıyor. Bugün Türkiye'de benzin mazot 22-23 lira arası ise aradaki fark kur farkıdır.

"SAYIN ERDOĞAN'A BAZI ŞEYLERİ TELKİN EDENLER O KARARI ALDIRIYOR"

Gerçekten işi bilen insanlarla sayın Erdoğan'ın artık çalışması çok zor. Kendisi 'benden daha iyi bilen olabilir mi' diyor. Zaten kendisi 'ben ekonomistim' diyor. Kimin oturduğu fark etmiyor. O anda içine doğan neyse, kendi menfaatleri gereği sayın Erdoğan'a bazı şeyleri telkin edenler o kararı aldırtıyor ve ülke büyük zarar etmeye başlıyor. Bir şekilde yalnış politika konusunda kendisini ikna edenlerin niyeti iyi olduğunu zannetmiyorum. Kur korumalı mevduatta rahmetli Özal DÇM diye dövize çevriler mevduat hesabını bitirmiş. Bu ülkede yıllarca enflasyon yüksek olduysa en önemli sebebi DEÇM diyor. Bunu yaşamış Türkiye. Türkiye'yi aynı yola soktular.

"İKTİDARA GELDİĞİMİZDE KUR KORUMASINI SONA ERDİRECEĞİZ"

Kur eğer 16'da kalırsa, 1 yıl boyunca devletin ödeyeceği kur farkı 88 milyar lira. Kur olur da 20 liraya çıkarsa rakam 269 milyara çıkıyor. 240 milyar faiz ödemesinin üzerine bir de 269 milyar bu hesaplara kur farkı ödeyecekler. Rakama bakın. Uygulamayı durduğunuz anda zararı durdurmuş olursunuz. Bütün makro dengeleri yeniden kurgulayacak bir politika setine gireceksiniz. Biz Hazine'nin borçlanma faizini düşüreceğiz. Merkez Bankası'nın faizi düşünce piyasa faizi düşmedi ki. Biz enflasyon beklentisini ve faizi de düşüreceğiz. Nihayet enflasyonun kendisini de düşüreceğiz. İktidara geldiğimizde kur korumalı mevduat uygulamasını o gün bitireceğiz. Eski hesapların farkları ödenir ama yeni hesap açılmaz. Kemal Derviş'le karşılaşmışızdır bir yerlerde ama arayıp da 'şu ne oldu' diye konuşmamız olmamıştır. Biz iyi bir ekip kurduk, kolları sıvadık ve çalıştık.

"EKONOMİYİ DÜZELTMENİN YOLU SAĞLAM TEMEL ATMAK"

Vatandaşlarımızın o kadar fedakarlık yapıyor ki, bunun üzerine ilave fedakarlık beklemek büyük haksızlık. Mevcut makro ekonomik politikaları uyguladığınızda şu andaki durum ortadan kalkar. Bizim güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyüme hedefimiz. Eylem planlarımız takvime bağlanmış durumda. Ekonomiyi düzeltmenin öncelikli yolu temeli sağlam atmak. Hukuk, insan hakları, adalet ve iyi işleyen demokrasidir bu temeller. Her alanda eş zamanlı adımları atmanız lazım. Yargıda gerekli adımlar atmadan ekonomiyi düzeltmeniz mümkün değil. Ekonomide yatırım, üretim, ihracat şart. Daha yüksek teknoloji ve katma değerli bir ekonomi şart. Para politikası, maliye politikası, makro ihtiyati tedbir alanı var. Ama bütün bunların özü fırsat eşitliğine dayanan ekonomik modele geliyor.

"6'LI MASANIN HEDEFİ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEMİNE DÖNMEK"

Meclis'e yeni yasa getirdiler. 6'lı masa toplantılarının hemen arkasından. Ne dediler, şu partinin genel başkanı hangi partinin listesinden seçime girecek vs. Biz yeni kurulmuş iddialı bir siyasi partiyiz. Mevcut siyasi partilere katılma, içiçe durum olsa biz DEVA Partisi'ni niye kurduk ki. Giderdik başka partiye destek verirdik. Niye parti kurduk? Bayramdan önce kurullarımızı topladık, karar verdik, kendi adımızla, sanımızla, logomuzla, bayrağımızla seçimlere gireceğiz dedik. Vatandaşlarımız seçim listesini açtıklarında DEVA Partisi'nin logosunu görecek. Bu ittifaka engel bir durum değil. Kapıyı kapatmıyoruz. Biz herhangi bir ittifak ve işbirliği olmaz isek doğal olarak DEVA Başkanı Genel Başkanı Ali Babacan Cumhurbaşkanı adayıdır. 2018'de Millet İttifakı kuruldu ama her parti kendi cumhurbaşkanı adayını çıkardı. İttifak olmak ortak cumhurbaşkanı adayı anlamı gelmiyor. 6'lı masada ortak aday hedefi var. 6'lı masanın kuruluşu güçlendirilmiş parlamenter sistemine dönmek.

"ORTAK ADAY OLMAZSA BEN ADAYIM"

Türkiye'de ilk defa iki parti parlamenter sistemiyle ilgili hazırlık yaptı. 28 Ocak'ta sayın Kılıçdaroğlu hemen arkasından sayın Akşener de ortak çalışma yapmaya karar verdi. Biz çalışmamızı 6'lı masaya koyduk, diğer partiler de çalıştı ve bir metin ortaya çıktı. 6'lı masa kurulduktan sonra farklı işbirliği alanları gelişmeye başladı. Şu anda seçim güvenliğiyle ilgili çalışmamız var. Seçim güvenliği çok önemli. 2019 yerel seçimlerine baktığımızda uç uca seçimlerin manipule edildiğini gördük. İstanbul seçimlerini hep beraber yaşadık. 10 bin farkla İstanbul'u mu vereceğiz? E ne oldu? Sandık güvenliğini çok önemsiyoruz. Ortak aday olmadığı anda DEVA Partisi'nin adayı Ali Babacan'dır. En son toplantımızda ortak adayın niteliklerini sıraladık. Henüz 6'lı masada telaffuz edilen tek bir isim yok. 6'lı masada isim bazında görüşme yapılmadı, sadece nitelikler sayıldı.

"İKİLİ GÖRÜŞMELERDE BAZEN İSİMLER GÜNDEME GELİYOR"

Teoride ortak aday 6 kişiden birisi olabilir. Dışarıdan birisi de olabilir. Öncelikle kucaklayıcı oluşu, kutuplaştırıcı olmaması. 6 genel başkandan birisi olabilir, dediğim gibi dışarıdan da olabilir. 6'lı masada hiçbir zaman bir isim gündeme gelmedi. Bu masada tam tersine isim konuşmayalım, seçim yaklaşınca isimleri değerlendirelim diye öneri vardı. Partimizin içerisinde dahi somut isim bazında bir değerlendirme yapmadık. Bir anlaşma olmazsa partinin genel başkanı tabii ki cumhurbaşanı adayıdır. İkili görüşmelerde bazen isimler gündeme geliyor. Diğer genel başkanların söylediği benim ifade etmem yanlış olur. Ama her gündeme geldiğinde daha çok erken, günü gelince bunları konuşuruz diyorum. Benim zikrettiğim herhangi bir isim yok.

"ŞU ANDA BİZ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEMİ ÇALIŞIYORUZ"

Bırakın 6'lı masayı, ikili görüşmelerde ve hatta partimizde bile isim zikretmedim. Herkesin değerlendirilmesi farklı olur. Günü gelince bunların hepsi konuşulur. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kamuoyuna açıklamaları oldu. 6'lı mutabakat olursa aday olurum dedi. Sayın Akşener ben aday değilim dedi. Onun dışında konuşmamız yanlış olur. Şu anda önceliğimiz bir an önce sistem. Parlamenter sistemde mutabık kalmamız çok önemlidir. Seçimle parlamenter sisteme geçene kadar o ülke nasıl yönetilmeli? Bunu çalışıyoruz şu anda.

"İYİ DÖNEMLERİN BAŞARISINI TESLİM ETMEK ZORUNDAYIZ"

Bizim ekonomik politikalarımızı tek bir başlıkla nitelemek doğru değil. Biz sosyal politikalar eylem planımızı açıkladık. Sosyal yardımlar, destekler, yeni mekanizmalar, devlet örgütü, engelli vatandaşlarımız, kreşler, yaşlı bakımevleri her şey var. Tanımlandığı gibi neoliberal gibi bir şey yok. Tam bir sosyal devlet politikası. Sosyal demokrasinin daha ötesinde bir sosyal devlet politikamız var. Sosyal yardımların, destlerin çok iyi yapıldığı dönemler yaşadığı Türkiye. Şartlı destek programı yapıldı. Kız çocuklarına daha fazla destek verdik. Türkiye'de çocukların okula başlama oranında olağanüstü bir artış oldu. Biz o dönemde 20'den fazla ülkeye ekip gönderdik. Şartlı nakit desteği nasıl uygulanır, neden anneye ödenir? Bunları anlattık. İyi dönemlerin başarısını teslim etmek zorundayız, aksi halde adil olmaz.

"ORTAK ADAY BELİRLENDİĞİNDİĞİ GÜN HER ŞEYİ SORACAKLAR"

Şu andaki müşterek tek noktamız güçlendirilmiş parlamenter sistem. Eğer 6'lı parti tek bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracaksa ana başlıklarda söylem birliği, temel politikalarda ilke birliği sağlamak zorunda. Ortak aday belirlendiği gün herşeyi soracaklar. Özelleşme, Suriye, NATO'yu soracaklar. Ortak aday ne diyecek? Kendi fikrim yok mu diyecek? Eğer ortak aday olacaksa, daha belirlenmeden önce temel politikalarda ortak payda yakalamak zorundayız.

"YAPTIĞIMIZ HER ÇALIŞMAYI 6'LI MASAYA KOYMAYA HAZIRIZ"

Benim tutumum çok açıktı; temel konularda ilkeler ve hedefler konusunda ortak zemin bulamazsak ortak adayın işi çok zorlaşır. Hangi soruya nasıl cevap verecek? Aynı soruya 6 parti ayrı ayrı cevaplar verirse... Parlamenter sistem ortak çalışma haline gelmeden de ayrı ayrı parlamenter sistem farklılıkları vardı. Mesela Kürt sorunu bu ülkenin gerçeği diyoruz. Sorunun çözümü ile alakalı farklı yaklaşımlar olabilir ama Kürt sorunu yoktur diyen bildiğim kadarıyla sayın Erdoğan ve sayın Bahçeli var. 6'lı masada olup da Kürt sorunu yoktur diyeni duymadım. 6'lı masaya gereğinden fazla şey yüklersek bu aşamada haksızlık yaparız. Farklı projeler, farklı iddialar olabilir. Ama temel konuda ilke ve hedeflerle ilgili konuşma kararı almamız gerekiyor. Yaptığımız bütün çalışmayı 6'lı masaya koymaya hazırız DEVA Partisi olarak. Hazırladığımız 20 eylem planını masaya koymaya hazırız. Herhangi bir siyasi partiyle bunları detaylı olarak konuşmaya hazırız. Şu andaki hedefimiz ortak tek aday çıkarmak. Olmazsa alternatiflere bakarız.

"SAYIN ERDOĞAN PKK KONUSUNDA PUTİN'E BİR ŞEY SÖYLEDİ Mİ?"

Seçim için iki alternatif tarih görüyorum. Birincisi bu yıl Kasım. İkincisi gelecek yıl Mayıs, Haziran. Bu yıl olmasını zayıf görüyorum. Ama artık seçim Kasım'da da, Mayıs'ta da olsa çok yakın. Türkiye'nin NATO olsun başka çoklu masalar olsun yalnız kalmasından daha kötü bir şey yok. Türkiye tezlerinde haklıysa yanıbaşına 2-3 ülkeyi alması lazım. Tek kalmayacaksınız. Şu anda Türkiye son yıllarda devamlı yalnız kalıyor. Koskoca NATO masası. Avrupa ülkelerinden bazılarının PKK terör örgütlerine ılımlı davrandıkları, alan açtıkları doğru.Bunun çözümünün yolu aleni şekilde telefonda destek veririz dediğiniz kişiye 1 ay sonra dur bakalım orada PKK var, ben onu bloke edeyim tutarlı bir davranış değil. Madem İsveç ve Finlandiya'ya böyle davranıyorsunuz. PKK'yı terör örgütü kabul etmeyen hatta başkentte bürosu olan Rusya var. Sayın Erdoğan'ın Putin'e karşı kamuoyuna açık şekilde en ufak bir ithamını duydunuz mu? Yöntem bu değil. Yöntem diplomasi. Diplomaside sesiz bir şekilde böyle bir durum var, ama şu konuda ne yapacaksınız, oturun konuşalım. Yüzlerini kurtaracak alan açarsınız. Ama aleni şekilde ben onları NATO'ya almam derseniz, AB'ye girerken siz onlardan destek istemiyor musunuz?

"SAMİMİ İSENİZ ÇÖZÜM DİPLOMASİDİR"

Ben başmüzakereci iken 10 fasıl açıldı. 1 kapanan fasıl için konsensus oylaması yapıldı. Her adımında bütün AB ülkelerinin evet demesi lazım ki ilerleyebilelim. Böyle kamuoyunda meydan okuyarak ithamlarla yürüyecek bir iş değil. Samimi iseniz çözüm diplomasidir. Bir kahramanlık ortaya çıkarmak istiyorsanız, iç politikaya oynuyorsanız o zaman hükümetin yaptığı duruma düşebilirsiniz. Finlandiya ben NATO'ya girersem Rusya daha mı tehdit olur diye hesabı yapması gerekir. Onlar kendi içlerinde çok uzun tartıştılar. Kamuoyu dengesi bir o tarafa, bir bu tarafa evrildi. Ama Ukrayna savaşından sonra her iki ülke NATO'ya evrildi. Risk hesabını bu ülkelerin kendileri yapacak.

"RUSYA İLE BİR PAZARLIK OLUYOR MU BİLMİYORUZ"

Suriye'de Rusya alan açmadığı için Türkiye'nin askeri olarak hareket edemediği noktalar var. Rusya ile pazarlık yapıp da biz şunu yapalım, siz alan açın, bize güvenlik gerekçesi iyi olur seçime girerken diye perde arkasından böyle bir pazarlık dönüyor mu bilmiyoruz. Amerika ile bunu rahatlıkla konuşabileceklerini zannetmiyorum. Ama Rusya'da bize izin verin bir şeyler yapalım, seçime de giriyoruz bu işimize yarar denmiş midir bilmiyoruz. Suriye'de ucuz hesaba giriyorlarsa yazık. Kahir ekseriyetini doğru ve gerekli buluyorum şimdi yapılan operasyonların.

"BU SADECE BABACAN DAVUTOĞLU MESELESİ DEĞİL"

Partilerimizin kuruluş iddiası farklı. Gelecek Partisi DEVA Partisi'nden önce kuruldu. Dolayısıyla siyasette seçenekler olabilir, herkesin ayrı iddiası olur. Sadece Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu meselesi değil. Koskoca teşkilatımız var, genel merkez teşkilatımı var. 3 parti ortak deklerasyon teklifi vardı. 21'e 21 reddedildi. Kişisel mesele değil bu. İki kişinin kafası uyuyor, uymuyor. Şu anda 150 bini aşkan üyemiz var.

"FETÖ RİSKİ TÜRKİYE'DEN KALKMIŞ DEĞİLDİR"

08 nolu eylem planımız 86 sayfalık çalışma. KHK mağduriyetleri ile ilgili eylem planı. Planın ağırlığı hukuk değerlendirmesidir. Hukukçuların bakıp inceledikleri zaman büyük takdir toplamıştır. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Çok detaylı bir rapor. FETÖ ile tabii ki sonuna kadar mücadele edeceğiz. FETÖ riski Türkiye'den kalkmış değildir. FETÖ unsurları kendilerini gizlemekte son derece mahir insanlardır. Mesele FETÖ ve benzer yapılanlar. Çok dikkatli olmamız gerekiyor. 15 Temmuz'da vatandaşımız demokrasiye sahip çıktı. Canını ortaya koydu. 251 şehit verdik, ne için demokrasi için. Bu hükümet bütün yanlışlarına sahip çıkmak olarak sunuyorlar. Millet demokrasinin yanındaydı. KHK Kanun Hükmünde Kararname demek. 'Devletten ben bu kişiyi atıyorum' deniyor. Mahkeme kararı yok. Hiçbir gerekçe yok. Biz de diyoruz ki savcılık tarafından koğuşturmaya dair yer olmayanlara karar verilenlere ya da mahkemeye gidiyor beraat kararı alıyor. Ama bu kişi hala görevine iade edilmiyor. Biz diyoruz ki mahkeme beraat kararı vermişse, savcılar koğuşturmaya yer yoktur derse bu kişiler görevlerine iade edilsin. Bütün KHK'lilere iade yok, sadece beraat edenler için söylüyoruz.

"HÜKÜMETİN GÖÇ POLİTİKASI SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR"

Türkiye'nin ekonomiden sonra ikinci en önemli konusu sığınmacılar. Burada sorunun asıl köküne, kaynağına indiğinizde bu hükümetin göç politikası yok. Ayaküstü alınan kararlardır tamamı. Hala elini kolunu sallaya sallaya nasıl oluyor da bu insanlar Türkiye'ye giriyor? Ya hudutları koruyamıyorsunu ya da Amerika'yla bir anlaşma yaptınız. Bir ülkenin milli güvenliğinin en önemli hususlarından bir tanesi hudut güvenliğidir. Bir geri dönüş perspektifinin korunması lazım. Ama siz 200 bin Suriyeliye vatandaşlık verirseniz. Geri kalanlar ne diyecek? Gün gelir bana da vatandaşlık sırası gelir diye düşünecek. Çok yakında göç eylem planı açıklayacağız. Önemli ölçüde ana hatları çıktı. Çok kapsamlı çalışma. Bütün boyutlarıyla açıklayacağız. Şu andaki hükümetin izlediği politika sorunu derinleştiriyor, çözümü zorlaştırıyor. Ben buradan soruyorum 200 bin Suriyeliye hangi kriterlere göre vatandaşlık verdiniz? Hesap yok, kitap yok. Tamamen karanlık. Niyetleri nedir? Başka bir hesap mı var, hiçbir açıklama yok.

KAYNAK : HABERTÜRK

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.